Mutluluğun Formülü ve PARETO İlkesi


Mutluluğun matematiksel formulünü açıklıyorum. Bu yazımın sonunda emin olun çok ama çok mutlu olacaksınız.

Hayat aslında biz ne kadar dengede tutmaya çalışsak da bir dengesizlikten ibaret.Herşey aynı derecede, aynı önem sahip değil mesela.Mesela yediğimiz yemek bizim için ne kadar önemli ise üzerine yediğimiz mis gibi çikolatalı tatlı o kadar da önemli olmayabiliyor.(Benim için yemek değil belki ama tatlı kısmı çok önemli)Yani ortada yine bir dengesizlik durumu var. İşte bu ve daha somut şeylerin dengesizliğin matematiksel karşılığını aradığımızda karşımıza PARETO ilkesi(Nam-ı diğer 80/20 Kuralı) çıkıyor. Ben PARETO ilkesi ile yıllardır yakından ilgileniyorum. Hatta daha önceden de bununla ilgili birkaç paylaşımım oldu fakat bir de benden dinleyin PARETO ilkesini.

İlk önce kısaca birkaç teorik bilgi verdikten sonra,hayatımızın nerelerinde kullanabiliriz ya da bize hayatımızın nerelerinde faydalı olur onun üzerinde de konuşacağız.

Bundan tam 120 yıl önce 1897 yılında İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto, İtalya’daki servetin %80’ine İtalya’daki nüfusun %20’sinin sahip olduğunun farkına varır. Bu araştırmasını daha da geliştirmek isteyen Pareto, daha sonra İngiltere ile ilgilenir ve İngiltere’deki toprakların %80’ine İngiltere’deki nüfusun %20’sinin sahip olduğunu ve servet dağılımına ilişkin daha sonraki incelemelerinde de bu oranların genelde aynı olduğunu gözlemler. Pareto denemekten bıkmaz. Bahçesinde ektiği bezelye tohumlarının %20’sinin, mahsulün %80’ini verdiğini de tespit etmesiyle birlikte bu incelemelerinden önemli azınlık ile önemsiz çoğunluğa ilişkin matematiksel bir modelin var olabileceğini keşfeder.Yapmış olduğu sınırsız araştırmalardan sonra Pareto’ya göre, insanlar ile sahip oldukları gelir ve servet oranları arasında dengesiz ancak istikrarlı bir matematiksel ilişki olduğunu kesin olarak belirler.Bulduğu ulusal servete ilişkin dağılım teorisini içeren modelini, Cours d’Economie Politique isimli yapıtında yayınlar fakat o zamanki insanoğluna açıklamakta başarısız olur. Belki de kullandığı dil, olayı açıklamasında başarısız olmasını sağlamıştır.Bunu bilemiyoruz.

Daha sonra özellikle George K. Zipf ve Joseph Moses Juran gibi iktisatçıların bu kuramı yeniden canlandırmaya başlamalarına kadar bir süre PARETO analizi ile ilgili bir gelişme olmaz.

Pareto prensibi olarak da bilinen 80/20 kuralının önemi, uzun yıllar boyunca farkedilmez. Özellikle ABD’de birkaç ekonomist bunun önemini fark etmesine rağmen 80/20 kuralının canlanması ancak II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelir.

Sonuçların %80’i, nedenlerin %20’sinden kaynaklanır diye açıkladığımız 80/20 kuralı bazen 80/20 orantısında olmayabiliyor. Bu orantı, 60/40, 70/30, 75/25, 80/30 (toplam her zaman 100 etmeyebilir) veya sonsuz sayıda sonuç/neden olasılığında olabilir. Ama burada kaçınılmaz olarak görülen bir şey var, o da neden ve sonuçların dengesiz bir orantıda olduğudur.

Pareto ilkesi, duygulara ya da sezgiselliğe yer olmayan problem çözümlerinde matematiksel bir veri olarak oldukça büyük bir paya sahiptir. Ortaya çıkan bir durumun nedenlerine genelde aynı yüzdeleri verme eğilimindeyiz. Bir olayın nedenlerine a,b,c,d,e dersek, bu 5 nedenin, sonucu aynı oranda etkilediğini düşünürüz. Halbuki bunlardan biri veya birkaçı diğerlerine oranla, meydana gelen sonucun daha fazla tetikleyicisi. Nedenlere aynı olasılıkları vermemiz, beynimizin yapmış olduğu yanlış haritalandırmadan kaynaklı.

Bu kadar teorik bilgiden sonra PARETO ilkesi (80/20 Kuralı) kısa örneklerle iş hayatımızda ya da günlük yaşantımızda ne gibi işe yarar ona bir bakalım. Şunu da belirtmeliyim ki Pareto prensibi bir problem çözme metodudur. Probleminize uygun çıktılar üzerinde , en doğru çözüm/çözümler bulunabilir.

İş hayatından örnekler vermek gerekirse;

  • Bir şirketteki satışların %80’i yalnızca satışçıların %20’si tarafından yapılır.
  • Satışlardan elde edilen gelirin %80’ini, müşterilerinizin %20’sinden kazanırsınız.
  • Müşterilerinizde oluşan sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.
  • Bir e-ticaret sitesinin cirosunun %80’i, ürün gamının %20’sinden kazanır.(Genellikle)
  • Bir depo alanının %80’i, ürünlerin %20’sini barındırır, bu ürünlerin %80’i tedarikçilerin %20’si aracılığı ile edinilir.
  • Bir proje ekibi, eforunun %80’ini projenin %20’si (başındaki ve sonundaki %10’luk dilimler) için harcar.

Günlük hayatımızdan ve genel örnekler vermek gerekirse;

  • Zamanımızın %80’inde, gardırobumuzdaki kıyafetlerin sadece %20’sini giyeriz.
  • Vaktimizin %80’i, tanıdıklarımızın yalnızca %20’siyle geçer.
  • Türkiye’deki yayınların %80’i, üniversitelerin % 20’si tarafından yapılıyor.
  • Nobel ödüllerinin % 86’sını, ülkelerin %20’si kazanıyor.
  • Microsoft en fazla raporlanan hataların %20’sini çözerek, bilgisayar çökmelerinin %80’inin engellenmesinin mümkün olduğunu belirtmiş.

 

Gelelim yazımın en başında belirttiğim mutluluğun matematiksel formulünü tam olarak açıklamaya.

Hayat kalitemizi arttırmak mutlu olmanın önemli adımlarından biri. Yaşadığımız toplam mutluluğu %100 olarak düşünürsek,bu %100 mutluluğun %80’ini sadece hayatımızdaki %20 lik etkenler oluşturuyorsa,neden o %20’lik etkenleri tespit ederek ve sadece onlara fokuslanarak gereksiz şeylerden kurtulmuyoruz ki?

Bize yarar sağlamayacak her ne varsa hayatımızdan çıkarıp,daha az eforla daha çok fayda sağlayacak doğru konuların hayatımıza dahil olmasını sağlayabiliriz.  

Kısa bir video ile de açıklayalım.

Kaynakça:

www.forbes.com – www.investopedia.com – www.tk.org.tr – eksisozluk.com

+ There are no comments

Add yours

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.