Dijital Dönüşümde Corona Virüsünden Öncesi ve Sonrası


Yıllardır hem çalıştığım hem de projelerini yaptığım şirketlerde dijital dönüşümün ne kadar önemli olduğunu, artık dünyanın farklı bir yere gittiğini ve çalışmak için bir ofise bile ihtiyacın olmadığını anlatıyorum.

Aslında yaptığımız bütün bilgi teknolojileri projelerinde buna bir hazırlık yapıyoruz fakat sonraki adıma yıllardır geçemiyoruz. Her sene “evet o sene bu sene, bu sene artık Türkiye yavaş yavaş bu şekilde altyapılar kurmaya ve kullanmaya başlayacak.” diyoruz ama biz bu cumleyi son 10 senedir her senenin başında söylüyoruz.

Corona virüsünün(COVID-19) hızlıca yayılması ile beraber iş yapış şekillerimizde çok hızlı bir değişim yaşandı. Artık şu şekilde bir başlık koyabilriiz aslında. “Dijital dönüşümde Corona Virüsden öncesi ve sonrası”

Bu yazımda Corona Virüs(COVID-19) ile beraber iş hayatımızda hızlca nelerin değiştiği ve nelere ihtiyacımız olduğu ile ilgili kısaca birkaç konuya değineceğim.

Uzaktan Çalışma Modeli

Aslında Corona Virüs ile beraber son zamanların en önemli konusu uzaktan(evden) çalışma modeli oldu. Bazı şirketler buna önceden hazırlıklı(bu kadar büyük çapta olmasa bile) bazı şirketlerde hazırlıksız yakalandı. Kısmi olsa da hazırlık yapan bazı şirketler çalışmalarını kesintisiz bir şekilde devam ettirdiler ama hem şirket kültürü hem de kişişsel kültür olarak buna hazır olmayan şirketler zorluk yaşadı ve hala yaşamaya devam ediyor.

Çoğu şirketin sahipleri veya üst düzey yöneticileri uzaktan çalışma modeline karşı çıkmalarına rağmen bu salgın ile birlikte artık uzaktan(evden) çalışma modeli,şimdilik “yeni normal” olma durumuna geldi. Aslında uzaktan çalışma modeline yaklaşımlarında haksız da değillerdi. Çünkü yapılan araştırmaların çoğunda çalışanların evden çalışmadığı ile ilgili bir çok anket sonucu var.

Kaynak:Wrike

Yukarıdaki grafiğe bakıldığında özellikle Z kuşağının iş hayatına katılması ile beraber artık ofiste durayım da ofisten çalışayım kısmı %15-20 lere kadar düşecek. Burada bence yapılması gereken, gelecek hedefi olan şirketlerin bir an önce bu şekildeki altyapılara hızlıca yatırımlarını yapıp, kendi iş yapış şekillerini de buna göre düzenlemeleri gerekiyor olması.

Şunu da belirtmekte fayda var. Belki %100 olmasa bile bazı günler evden bazı günler ofiste olacak şekilde çalışma politikalarının belirlenmesi, bence hem verimliliği hem de çalışanların şirketlerine olan bağımlılığını arttırmada büyük rol alacağı düşüncesindeyim.

Sanal Etkinlikler

COVID-19 salgınının en büyük kurbanlarından biri etkinlik,seyahat ve konaklama endüstrileri. Küresel olarak konferanslar, fuarlar ve hatta Olimpiyatlar, hastalığın yayılmasını hafifletmek için iptal edildi veya ertelendi. Önceliği teknoloji firmaları olmak üzere iptal edilen veya ertelenen etkinlikler sanal etkinlikler olarak yapılmaya başlandı. Belki COVID-19 ile beraber etkinlik endüstrileri de artık bu yeni normal olarak devam etmeye başlayacak.

Aslında sanal etkinliklerin ne kadar efektif olarak kullanılacağı bilinmiyor. Dışarıdan bakınca düzenlenen ticari fuarların başarısının ölçüsü, oluşturdukları satışların değeri ve oluşturdukları iş bağlantıları. Bu nedenle sanal etkinliklerin, fiziksel etkinliklerle aynı başarıyı elde edip edemeyeceğini yaşayarak göreceğiz. Fakat eğer bu sanal etkinlik durumu gerçekten efektif bir şekilde kullanılmaya başlanırsa kalıcı da olabilir. Katılımcılar ve düzenleyen firmalar için hem daha düşük maliyetler hem de oluşturulan içeriklerde daha fazla çeşitlilik sayesinde, gelecekte bazı etkinliklerin sanal kaldığını görebiliriz.

İsteğe Bağlı Yemek ve Teknoloji Servisleri(Hizmet Sektörü)

Sizlerinde bildiği gibi sosyal mesafı olayını hızla sağlamak için ilk başta ülke çapında(dünya çapında da olabilir) bütün cafe ve restoranlar ilk etapta kapatıldı. Böylelikle hizmet sektörünün büyük çoğunluğunu sağlayan sektörde büyük bir kayıp gerçekleşti. Fakat yemeksepeti,getir,istegelsin vb. uygulamalar sayesinde bazı restoranlar hala müşterilerine kesintisiz bir şekilde hizmet vermeye devam ediyor. Belki bazı küçük restoranlar bu salgından sonra sadece mutfak servisi vererek işletme hayatına devam edecekler.

Burada önemil olan konu büyüklüğü küçüklüğü farketmeden bütün hizmet sektörlerinin dijital dönüşüme bir şekilde bir yerden başlayarak, bu yeni oluşan çarka ayak uydurmaları. Ayak uydurmadıklarında hepsinin birer birer kepenk kapacaklarını görmek içten bile değil.

Bulut Servisleri

Türkiye’deki Bilgi Teknolojileri çalışanı olarak bulut servislerinin yıkıcı bir teknoloji şeklinde geldiğini yıllardır konuşuyoruz. Hatta bunu son kullanıcıların söylemlerinde bile duyuyoruz. Fakat bu salgın ile beraber ölçeklenebilir bulut servislerinin iş adaptasyonlarında ne kadar fayda sağladığıonı ve gelen taleplere ne kadar hızlı cevaplar verdiğini hepimiz anlık olarak gördük.

Altyapısını bulut teknolojilerine adapte etmeyen şirketlerin ileride bence çevik bir şekilde müşterilerine hizmet vermeleri olanaksız bir duruma gelecek.

Aslında şu yukarıda yazdıklarımın kısa özeti şu şekilde.

Kendisini dijital dönüşüme adapte etmeyen ve bunda direnen şirketlerin 5-10 sene sonra adlarını bile hatırlamıyor olacağız.

+ There are no comments

Add yours

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.