Kontrolü Bırakmak
İnsan çoğu zaman kontrol edemediği şeylerle mücadele ederek yorulur.
İnsan çoğu zaman hayatını kontrol etmeye çalışır. Sonuçları, insanların davranışlarını, koşulları, hatta bazen zamanı bile. Ama bir noktadan sonra fark edilen şey şu olur. Hayatın büyük kısmının kontrol edilebilir olmadığı.
Buna rağmen enerjimizin büyük bölümünü tam da bu alanlarda harcarız. Bir toplantının nasıl geçeceğini kontrol etmeye çalışırız. Bir kararın sonucunu garanti altına almak isteriz. Bir ekibin her adımını önceden belirlemek isteriz. Oysa bütün bu çabanın içinde çoğu zaman gözden kaçan daha basit bir soru var. Gerçekten kontrol edebildiğimiz şeyler neler?
Kontrol edilemeyen şeyler sandığımızdan çok daha fazla. Ekonomik koşullar, insanların verdiği kararlar, beklenmeyen gelişmeler, hatta bazen en iyi planların bile beklenmedik şekilde değişmesi. İnsan bütün bunları kontrol etmeye çalıştığında ise genellikle iki sonuç ortaya çıkar; ya sürekli bir hayal kırıklığı yaşar ya da gereğinden fazla yorulur.
Gerçek liderlik ise çoğu zaman başka bir farkındalıkla başlar. Kontrol alanını doğru görmek.
Kontrol edilebilen şeyler düşündüğümüzden daha az. Ama aynı zamanda düşündüğümüzden daha net. İnsan çoğu zaman sonucu kontrol edemez. Ama kararını kontrol edebilir. Başkalarının nasıl davranacağını belirleyemez. Ama kendi tepkisini belirleyebilir. Koşulları değiştiremeyebilir. Ama o koşullar içinde nasıl hareket edeceğine karar verebilir.
Bu ayrım ilk bakışta basit görünür. Ama hayatın büyük kısmı aslında bu ayrımı doğru yapamamakla geçer. Çünkü kontrol edilemeyen şeyler zihni daha çok meşgul eder. Sonuçlar, ihtimaller, riskler, senaryolar… Zihin bunların etrafında dönmeye başlar. İnsan ne kadar çok düşünürse o kadar kontrol sahibi olacağını sanır. Oysa çoğu zaman sadece zihinsel bir gürültü oluşur.
Kontrol alanını görmek ise bu gürültüyü azaltır. Çünkü insan enerjisini daha sınırlı ama daha etkili bir alana yönlendirir.
Liderlikte bu durum daha da belirgin. Bir lider çoğu zaman sonucu garanti edemez. Ama süreci yönetebilir. İnsanların her zaman doğru kararlar vermesini sağlayamaz. Ama doğru ortamı oluşturabilir. Bütün riskleri ortadan kaldıramaz. Ama riskleri daha iyi yönetebilir.
Bu yüzden güçlü liderlik çoğu zaman kontrol etmekle değil, doğru yerde kontrolü bırakabilmekle ilgilidir.
İnsan bir noktadan sonra şunu daha net görmeye başlar.Hayatı tamamen kontrol etmek mümkün değildir. Ama kendini yönetmek mümkündür. Kararları, tepkileri ve davranışları.
Hayatın büyük kısmı bizim kontrolümüz dışında olabilir. Koşullar değişir, insanlar farklı kararlar verir, planlar beklenmedik şekilde yön değiştirir. Bütün bunları tamamen kontrol etmek mümkün değil.
Ama insan bir noktadan sonra şunu fark eder. Kontrol edilemeyen şeyler hayatın çoğunu oluşturabilir, fakat insanın onlara verdiği tepki hâlâ kendi elindedir.
Ve çoğu zaman gerçek güç de tam olarak burada ortaya çıkar.
Hayatı kontrol etmek mümkün değildir. Ama insan kendini yönetmeyi öğrendiğinde, çoğu şey zaten değişmeye başlar.

